|
 

Şimdiye kadar yapılan birçok klinik araştırmada BAL’ ın çocuk gelişimi ve beslenmesinde, besleyici ve güçlendirici etkileri araştırılmıştır. Avrupa’ da (özellikle İsviçre’ de) BAL ve süt tedavisi oldukça yaygındır.
Dünyanın her bir tarafından hasta ve güçsüz çocuklar İsviçre’nin Stang Gallen şehrinde bulunan “The Frauenfelder Home” adlı bir yardım kuruluşuna getirilip burada tedavi ediliyor ve sağlıkları yeniden kazandırılıyor. Eğer herhangi bir sağlık uzmanı; BAL’ ın çocuklar üzerindeki besleyici değerini kendi gözleriyle görmek istiyorsa, bu kuruluşu ziyaret etmelidir. The Frauenfelder Sanatoryumu’nun doktoru olan Dr. P. E. Weesen bu kuruluşta hasta ve güçsüz çocuklar üzerinde BAL’ ın besleyici ve iyileştirici özelliklerini araştırdı. Bu araştırmada; hasta ve güçsüz çocukları üç gruba ayırdı. İlk hasta grubunu hastalıkları boyunca normal beslenmeye tabi tuttu. İkinci grubu normal beslenmenin yanına BAL ekledi. Üçüncü grubu ise normal beslenme ile beraber medikal ilaç takviyesi yaptı. Araştırma sonucu ise ilginçti. İkinci grup yani normal beslenmenin yanı sıra BAL tüketen grup; diğer gruptakilerden hem görünüşte hem de dayanıklılıkta çok daha iyi durumdaydı. BAL’ ın birçok antibiyotikten daha etkili olduğu zaten yapılan araştırmalar sayesinde ispatlanmıştır. Örneğin antibiyotiklere karşı dirençli olduğu bilinen MRSA bakterisinin BAL’ a karşı koyamadığı tespit edilmiştir. Bu araştırmada ise BAL’ ın ilaç ile tedaviden bile daha iyi sonuç verdiği bir kez daha kanıtlanmıştır.
 Yapılan diğer araştırmalar ise BAL’ ın bahsedilen özelliklerini ispatlamaya ve pekiştirmeye yardımcı olmaktadır. Mesela, Dr. Paula Emrich adlı bir araştırmacı da; 100 çocuk üzerinde benzer beslenme gözlemleri elde etti. Başlangıçta seçilen grubu iki farklı gruba ayırdı. İkinci gruba günde 1 bardak ılık süt içersine bir çorba kaşığı BAL verildi. BAL miktarı zamanla 2 çorba kaşığına yükseltildi. Böylelikle BAL ve SÜT’ ün beslenme üzerindeki etkisi gözlendi. Araştırmada objektif olabilmek için karşılaştırmalar yapılırken seçilen gruptaki çocukların mümkün olduğunca aynı; yaşta, boyda ve bünyede olmalarına, kandaki hemoglobin sayılarının birbirlerine yakın ve ailelerinin yaşam standartlarında eşitlik ve benzerlik olmasına dikkat edildi. Karşılaştırma yapılan gruptaki kişiler; genellikle seçilen gruptaki çocuklarla kız kardeş, erkek kardeş ve hatta bazıları ikiz idiler. Karşılaştırma sonuçları ve istatistikler; 6 hafta boyunca BAL tüketen çocukların aynı beslenme şekillerine sahip (fakat BAL tüketmeyen) çocuklardan daha az kilo aldıkları ve kandaki hemoglobin (bağışıklık sistemi) miktarlarının % 12 daha fazla olduğu ispatlanmıştır. Bu araştırma gösteriyor ki; BAL ile beraber SÜT tüketen çocuklar dengeli kilo alıyorlar ve bağışıklık sistemleri bal almayanlara göre daha kuvvetli, daha enerjik ve aktif oluyorlar.
BAL’ ın içerdiği minerallerin: (örneğin; bakır, demir ve mangan) kan üretiminde ve yapılandırılmasında büyük rol oynadığı Dr. Rolleder’in Avusturya öksüzler yurdundaki 58 çocuk üzerinde yaptığı araştırmalar neticesinde ispatlanmıştır. Okul sırasında Dr. Rolleder, seçtiği çocukların yarısına sabahları ve öğleden sonra birer kaşık BAL verdi. Grubun diğer yarısına ise vermedi. Sonuç ise BAL alan grubun kanındaki hemoglobin miktarları % 8,5 artmış, diğer gruptaki çocukların ise aksine düşmüştür. Aynı şekilde BAL ile beslenmenin kandaki hemoglobin miktarını şeker ile beslenmeye oranla arttırdığı klinik deneyler sonrası ispatlanmıştır. Bu ise BAL’ ın şekerden çok daha üstün bir besin olduğunun ispatıdır.
Şüphesiz ki; ebeveynlerin yaptığı en büyük hatalardan biriside; çocukların BAL yerine şekerli ürünleri sıkça ve bol miktarda tüketmelerine izin vermeleridir. Dr. Seale Haris (New Orleans Med. & Surg. Journ. 81, Sept. 1928) bu konuda şu hususları belirtmiştir. Şeker ile beslenen çocukların; genellikle raşitizm (D vitaminine bağlı olarak, kemiklerde kalsiyum ve fosfor depolanmasındaki problem sonucu açığa çıkan bir kemik hastalığı), yüksek kolit (bir çeşit ülser) olma eğilimi vardır ve diğer bazı hastalıklara da kolaylıkla yakalanırlar. Çocuk bir şekilde hayatta kalsa bile; soluk ve güçsüz görünür. Kötü beslenmeye devam ederse; şişman, pörsük, tembel ve kendine düşkün bir ergen olur. Çocuk iken alınan küçük önlemler; yetişkin birisinin almış olduğu tonlarca tedaviden daha iyidir. Şeker ile çok beslenen çocuklar; protein, yağ, mineral ve vitamin içeren süt, yumurta, meyve ve sebzeleri (büyümeleri için gerekli olan besinler) tüketmekten hoşlanmazlar. Halk dili ile “iştahları kapanır” ve şeker içeren besinlere alıştıkları için diğer yararlı ürünleri tüketmeyi sevmezler.
Toplumumuza ve çocuklarımıza sürekli şekerli veya tatlandırıcılı gıdalar yediriliyor. Şekerlemeler, meyve suları, tatlandırıcılı içecekler, pastalar v.s. yani kısacası tatlı olan her şeyin içersinde şeker bulunmaktadır. Hatta ve hatta son günlerde de sürekli gündemde olan bir konu olan GDO’ lu besinlerden bahsedilmektedir. Şekerli gıda üretenler ürünlerinde; (şekerden daha ucuz olan ve GDO’ lu ürünlerden elde edilen) glikoz-früktoz şurubu kullanmaktadırlar. GDO kaynaklı beslenen bu çocuklar; mide gazı, mide yanması, baş ağrıları gibi rahatsızlıklardan acı çekiyorlar. Daha ötesi bağışıklık sistemi zayıf, rahatsız, kaprisli oluyor ve yetersiz besleniyorlar. Bunların yanında bu çocuklar fiziksel olarak ya aşırı kilolu ya da çok zayıf ve zekâ olarak geri kalıyorlar.
Fransız Doktor Le Goff yaklaşık 80.000 çocuğun her yıl Fransa’da endüstriyel şekerin direkt efektinden dolayı öldüğünü belirtiyor. Dr. Le Goff hasta uygulamalarının hiçbir tanesinde bebeklere ve çocuklara az miktarda bile olsa şekerin verilmesine izin vermiyor. Yaptığı bu çalışmaların sonucu ise hayret verici; doğumundan büyümesine kadar bu şekilde beslenen çocuklar çok sıhhatli ve güçlü oluyorlar.
Dr. W. E. Deeks aynı şekilde şeker tüketerek kötü beslenen çocukların: solgun görünümlü, hassas ve rahatsız olduklarını, geceleri altını ıslattıklarını, diş çürümelerinin olduğunu, kabızlık çektiklerini, olası romatizma rahatsızlıkları yaşadıklarını, tekrarlanan bronşit ve boğaz tahrişi gibi rahatsızlıklara yakalandığını tespit etmiştir. Bebeklerde ise mide-bağırsak rahatsızlıkları yaşadıkları ve egzama eğilimli olduğu bilinmektedir.
Referanslar;
1) The ABC and XYZ of Bee Culture, A. I. Root,E. R. Root, Page; 397-398
2) Rosicrucian Digest 1957, Rosicrusian Editors, Page; 149-150
3) J. Nolan, Acting in Charge, Beekeeping and Insect U.S. Department of Argiculture, Beltsville Maryland. 4) The use of honey as a carbohydrate in infant feding The Journal of Pediatrics, Volume 13, Issue 4, Pages 465-473 F. Schlutz, E. Knott
5) Dr. Seale Haris, New Orleans Med. & Surg. Journ. 81, Sept. 1928
Hakan İVGEN Yüksek Kimyager Şubat 2010
 
Eğer yazdığımız makaleyi özetleyecek olursak;
- BAL tüketmenin ilaç ile tedaviden bile daha iyi sonuç verdiği - BAL ile beraber SÜT tüketen çocukların bağışıklık sistemlerinin güçlendiği, daha enerjik ve aktif oldukları - BAL’ ın şekerden çok daha üstün olduğu - Şekerin çocuk gelişiminde çok fazla olumsuz etkilerinin olduğu - Şeker ile beslenmenin çocuk ölümlerinde direkt etkisi olduğu, bilimsel araştırmalar ile kanıtlanmış ve tıp otoritelerince sürekli dile getirilmektedir.
BAL’ ın yaklaşık 500 derde şifa olduğu ve birçok medikal yöntemden daha iyi sonuç verdiği bilinmekte ve yukarıda verdiğimiz araştırmalar gibi hakemli dergilerde yayımlanan binlerce araştırmalarla bu özellikleri ispatlanmıştır. BAL doğadaki en muhteşem ve şifalı mucizelerden biridir. Mucize diyoruz çünkü Dünya üzerinde BAL’ın bu etkilerini aynı anda veren herhangi bir besin maddesi daha yoktur. Balın mucizeleri 1400 yıl önce bile Kur’an-ı Kerim’de bahsedilmiştir. (Nahl suresi, 68–69. ayetler), keza Peygamber Efendimiz (s.a.v) balı çok severmiş ve ümmetine balı en büyük şifa olarak göstermiştir.
BAL üreticileri olarak bizim en büyük görevimiz; toplumumuza kalitesine % 100 güvenebileceği organik BAL’ı üretip, sunmaktır.
Organik BAL üretimimiz %100 (ekolojik) organiktir. Üretim yerimiz; mineral açısından dünyanın ikinci en zengin topraklarına sahip, % 40’ı orman olan (oksijeni bol), Kelkit Havzasındır. Havzada bulunan (Tokat-Reşadiye) arılarımız; ekim, dikim yapılmayan tamamen yabanıl ve bakir bir bölgede (GDO’ lu ürün ekilmemekte! Kimyasal Gübre ve İlaç kullanılmamakta!), 1650m rakımda, ORGANİK BAL derlemektedir.
“BAL doğadaki en muhteşem ve şifalı mucizedir”
Ve sonuç olarak: “çocuk iken alınan küçük önlemler; yetişkin birisinin almış olduğu tonlarca tedaviden daha iyidir” diyoruz ve sizlere; çocuklarınızı (1 yaşından büyük) ve kendinizi, kalitesine ve üreticisine güvenebileceğiniz, % 100 ORGANİK, çiçek balı ile beslenmenizi tavsiye ediyoruz.
Bu makaleyi, sizler gibi anne olan ve çocuklarının beslenmesine özen gösteren tanıdıklarınıza da iletmenizi (paylaşmanızı) rica ediyoruz.
Sizlerin ORGANİK BAL tedarikçiniz olmak istiyoruz.
Saygılarımla;
Muhsin ARSLAN İTÜ İsletme Mühendisi. SPAKB Lisanslı Gayrimenkul Değerleme Uzmanı. TURYAP B. Düzü Yeşilkent Temsilcisi. ORGANİK BAL Üreticisi.
Organik bal sipariş vermek için tıklayınız.
 
|