BOĞAZ AĞRISI

Bal, boğaz ağrılarında ılık nemli beze sürülüp, boğaza sarılırsa, ağrı kısa zamanda geçer ve yok olur.

 

BALIMIZ SERTİFİKALIDIR

Ballarımız ORSER tarafından sertifikalandırılmıştır. Güvenle sevdiklerinize yedirebilirsiniz.

 

SİPARİŞ EDİN

Dostlarınıza, Ailenize vede kendinize hemen ORGANİK BAL sipariş edin.

 

ORGANİK BAL NEDİR?

Bal nedir ? Organik bal nedir ? Bal neden donar ? Çoçuklar nezaman bal yemeli ?
Organik Bal BAL BALIN FAYDALARI
BALIN FAYDALARI
share

Mikrobik Hastalıklarda Bal

Bal folklorik tıpta sık kullanılan bir ilaçtır. Bugün modern tıpda da kullanım alanı bulduğunu yayınlardan öğreniyoruz. Cavanagh ve Beazley, nisai (kadın hastalığı) ameliyatlarda yara iyileşmesinde bal kullanıyor ve fevkalâde sonuç alıyor (I). Bu araştırcılar balı laboratuvar şartlarında da inceliyor, özellikle boğaz iltihaplarında kendini gösteren, kalbi tutabilen Beta hemolitik streptokoklar üzerinde, koagülaz pozitif stafilo koklar, proteus merabilis, Escherichia coli isimli mikroplarla, candida albicans isimli mantarlar üzerinde balın etkili olduğunu gösteriyor (1).
Bergman ve arkadaşları da fareler üzerinde yaptıkları bir araştırmada balın yara iyileşmesini hızlandırdığını ispatlıyorlar ve etkili mekânizmaları izah ediyorlar (2).
Yara iyileşmesinde balın etkili olduğunun bilinerek uygulanmasını da ilk defa olarak Hz. Ömer (r.a)'da görüyoruz. Bu husus için Hasan Basri Çantay'ın mealinde özellikle bal ile ilgili âyetlere bakılabilir. Balın mikrop öldürücü özelliği olduğuna dair başka neşriyatlar da mevcuttur. Jeddar, Kharsany ve Ramsarop isimli araştırıcılara ait neşriyatla, Kuveyt'ten İbrahim isimli araştırıcıya ait yayınlar balın Salmonella, Shigella, enteropatojen E.coli, Klebsiella isimli mikroplar üzerinde öldürücü etkide bulunduğunu belirtiyor (3, 4).
Haffeje ve Moosa isimli araştırıcılar da balın bu etkisini göstermelerinin yanısıra İshalde bal şerbetini kullanıyorlar. Kullandıkları süzme bal, bir çay kaşığı tuz, bir çay kaşığı karbonattır. Yani Dünya Sağlık Örgütü'nün söylediği terkipte şekerin yerini bal almıştır. Bu araştırıcılar kontrollü olarak yaptıkları çalışmayla bu terkiple bakteriyel (mikrobik) ishalleri 2.5 günde tedâvi ederken, diğer tedâvi şekilleriyle aynı tedâvinin 6 günde yapıldığını göstermişlerdir. Aynı tedavi için başka ilaçlar çok pahalı iken, bal şerbetli terkip son derece ucuzdur. Burada iki nokta vurgulanacaktır. Diğer ishal tedâvilerinde sadece su kaybı telafisi tedâvi edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü'nün hazırladığı terkip de su kaybını telâfi edicidir. Fakat mikropları öldürücü hususiyeti yoktur. Mikrop durumunda ayrıca pahalı ilaçlar da kullanılması gerekmektedir. Ballı terkip ise hem su kaybını telâfi etmekte hem de mikropları Öldürmektedir (5).
Bu terkibin ilk uygulayıcısının da Peygamberimiz olduğunu biliyoruz (6).
Biz de bu çalışmaları Türkiye şartlarında denedik. Haffeje ve Moosa'nin terkibini, yani tarihi açıdan Peygamberimizin terkibini uyguladık. Yaklaşık 60 hastada kontrollü çalışma yaptık. Balın yeraldığı oral rehidratasyon sıvısıyla hastaları yaklaşık iki günde tedâvi ederken maliyeti oldukça pahalı olan diğer tedâvi protokolleriyle altı günde sonuç aldık.
Balın mikroplar üzerindeki etkisini laboratuvar şartlarında da araştırdık. Hastaların boğaz, idrar ve gaitalarından aldığımız numuneleri mikrobiyoloji laboratuvarında kültür vasatlarına ektik. Kültürlerde mikropları üreterek mikrobun nevini tesbit ettik.Üretilen mikroplar üzerine yaklaşık otuz ilaç koyduk. Ayrıca özel diskler üzerine bal emdirip mikroplar üzerine koyarak ilaç ve balın mikroplar üzerindeki tesirini inceledik. Bu işleme "antiboyogram" dendiğini de vurgulayalım. Alınan neticeler fevkalâdeydi. İlaçların birçokları etkili olmazken bal büyük çoğunluğunda başarılı idi. Az sayıda ve çok pahalı ilaçların balın mikrop öldürücü etkisiyle başabaş gittiğini müşahede ettik.
Balın en çok etkili olduğu mikropların belli başlı olanlarını şöyle tesbit ettik: Boğazda Candida albicans, Beta hemolitik streptokok; idrarda E.coli; dışkıda shigella, salmonella ve hemolitik E.coli.

Bu şartlar altında bu araştırmalar ancak şu ulvi sözü teyid ediyor: "Şifâ üç şeye münhasırdır: Birisi bal şerbeti içmektir" (6).

1-) Cavangh, D., Beazley, J; J. Obstet and Gynecol of Br. Commonwealth 77: 1037, 1970.
2-) Bergman, A. et. al: Amer. J. Surg. 145 374, 1983.
3-) İbrahim, Asantibacterial action of honey.Proceedings of th firsti international conference on İslamic medicine, 1981 p:363.
4-) Jeddar, A., Kharsany, A: S. Afr. J.Med.67:257, 1985.
5-) Haffejee, IE., Moosa, A:Br. Med.J.290:1866, 1985.
6-) Denizkuşları.M Peygamberimiz ve Tıp. İst.1981 s:102-104.

Dr. Polat HAS

Yara İyileşmesinde Bal

White isimli araştırmacının yaptığı bir çalışmaya göre balda inhibin denen bir madde vardır ve bu madde mikropların üremesini önlemektedir (1) . Balın asiditesi de mikrop üreme ve gelişmesine menfi tesir yapar. 1960'da Lovie isimli bir araştırmacı da doktora tezinde balın hipertonik olusu ile mikrop öldürmesi arasında münasebet olduğunu ifade etmiştir. Bal mükemmel bir enerji kaynağı olduğu için doku yıkımının fazla olduğu durumlarda yara iyileşmesine yardım eder. Yine White isimli araştırıcı balın higroskobik vasfından dolayı ödem (sıvı birikmesiyle oluşan şişlik) çözücü olduğunu, bu yönüyle de yara iyileşmesine yardımcı olduğunu açıklar. Baldaki kata/az enzimi de yara iyileşmesine tesir eder. Bundan başka bal, yaranın yayılmasını önleyici önemli bir barikat vazifesi de yapar (2) .

Cavanagh isimli araştırmacı kadın-doğum kliniklerindeki ameliyatlardan sonra meydana gelen yaralara bal sürmüş ve mükemmel netice almıştır. (3) . Cavanagh yaralara bal sürmekle mikrop kolonilerinde önemli derecede azalma olduğunu görmüş ve yaraların normalden daha hızlı iyileştiğini ifade etmiştir.

Voigtlander yanıklara ve mikroplu yaralara (4) , Blomfield ise dekübitüs (hastaların kalçalarında oluşan ülser yaraları) yaralarına bal sürerek iyileşmesine vesile olmuştur.

İsrail'li birkaç araştırmacı kliniklerinde yatan hastalarının yaralarına bal sürmüş; yaralarının iyileştiğini, hastanede yatma sürelerinin kısaldığını müşahede etmişlerdir. Bunun üzerine, bu müşahedelerini ispatlamak için hayvanlar üzerinde tecrübeler yapmışlardır. Aldıkları 24 fareyi 2 guruba ayırıp yaralamışlar, bunlardan bir gurubun yaralarına bal, diğer guruba da tuzlu su sürerek, fareleri müşahede altında tutmuşlardır. Bal sürülen gurupta tuzlu suyla kıyaslanmayacak derecede mükemmel netice alınmıştır (5) .

Birinci dünya savaşı sırasında da Rus askerleri harp meydanlarında yaralarına bal sürmüş ve iyi neticeler almışlardır.

Bütün bu araştırmalar ışığı altında denilebilir ki, bal, çabuk bulunan, yan tesirleri ve alerjik yönü olmayan mükemmel bir ilaçtır. Nitekim balın bu hususiyetlerine, Yüce Beyanda dikkat çekilmiş, Kudsî Rehber (s. a. v.) de birçok sahabesine tavsiye etmiştir. Hz. Ömer ise onulmaz sanılan yaraları balla tedavi etmiştir. 
 

1— White, J.W.: Biachem Biophys Acla 1963, 73:57.
2— White, J. W.: Am. Bee. J. 1962; 102:430
3— Cavanaght. D.: J. Obstet Gynccol. Br. Commonow, 1968; 77:1037
4— Voigtlander, H.: Bee World. 1937; 18: 128.
5— Bergman, A. et. al: American J. Surgery 145, 374, 1983.

Dr. Polat HAS 

Balda Tedavi

Arı, balının içinde altı çeşit koruyucu sistem vardır. Bunlardan birincisi cesedini örtmek, ikincisi peteğini örtmek, üçüncüsü çiçek tozuyla karışması, dördüncüsü kraliçe arının gıdasıyla karışması, beşincisi balın kendisiyle karışması ve altıncısı ise bal mumu ile karışması içindir.

Balın rutubeti emmesindeki tesirine bu koruyucuların tesirini de ilâve ettiğimizde, ayrıca mikropların kokuşup, bozulmuş rutubetli vasatta yaşayıp geliştiklerini ve çoğaldıklarını da göz önünde bulundurduğumuzda; balın, mikroplara karşı tesirini daha iyi anlarız.
Bal, diğer çoğu şekerlerin aksine, oksijen ile reaksiyona girdiğinde tam bir yanma meydana geldiği için kanda daha az artık madde bırakır. Rafine şekerin se-beb olduğu alerji, kaşıntı gibi yan tesirleri meydana getirmez. Ayrıca balın, kalp adalesine faaliyet ve zindelik vermesi sebebiyle kalp hastalıklarına karşı da müsbet tesirleri vardır.
Romatizmal hastalıklarda balın haricen kullanılması hastayı kısa sürede rahatlatır. Arı, ağrı bulunan bir yeri sokmakla birkaç gün içinde bu ağrıyı yokedebilir. Ama hastanın arı sokmasına tahammülü yoksa, hafif ateşte ısıtılmış bal mumundan bir miktar ağrıyan mafsala sarıldıktan bir iki saat sonra iltihap ve acının geçtiği görülecektir.

Bal, allerjik hastalıklarda da pahalı ve zahmetli tedavilerin yerini alabilecektir. Herhangi bir hastada allerjiye sebeb olan koku ve çiçek tozlarını tanımak mümkün olursa arının aynı çiçekten yaptığı balı bulmakla allerji önlenebilir. Gerçekten böyle bir balın bahar allerjisine yakalanan kimseyi şifaya kavuşturabileceği tecrübeyle tesbit edilmiştir.
Bal az ısıtılıp buharı burna çekilirse, bunun hastanın ağrı ve acılarını azaltması mümkündür. Eskiler baldan yükselen bu buhar ile yapılan tedavinin hasta üzerindeki müsbet tesirlerinin bir kaç saniye sonra görülmeye başladığını kesin olarak haber vermişlerdir.

Hayat İksiri

İlim adamlarının ve doktorların bugün karınca ve arı balında eşit olarak keşfettikleri vitaminler; eskilerin hayallerini süsleyen hayat iksirinin bal olabileceği hususunda bize fikir vermektedir. Tabii ki, bu fâni dünyada gerçek mânâda böyle bir ebedilik iksirini kabul edemeyiz. Fakat bal, ihtiva ettiği A,B,C, diğer vitaminler ve muhtelif maden tuzlan sayesinde insana zindelik, canlılık ve hareket vermektedir. Balın bu tesirleri sadece yenmesi ile değil, harici olarak kullanılması ile de ortaya çıkmaktadır.

Bazı toplumların kendilerine göre örf ve adetleri vardır. Yüzlerce senedir kültür ve yaşayış olarak devam edip gelen bu adetleri bugüne kadar bırakmamışlardır.
Meselâ, Hintliler "Kayakalya" yapıyorlar. "Kayakalya"nın harfi harfine tercümesi: "Sağlıklı bir hayat için yeni bir enerji ile vücudun takviye ve yenilenmesi". Tatbikatının anlatımını ise onu tecrübe edenlerden birine bırakıyoruz:

"Ocak ayının 16'sında Camic ırmağının kıyısında karanlık bir odaya girdim. Orada, süt, bal ve yağdan yapılmış yemeklerle yaşadım. Gün boyunca dinleniyordum. Akşam, sabah düşünmek tefekkür etmek ile meşgul oluyordum. Şubat'ın 28'ine kadar orada kaldım ve çıkarken büsbütün değişmiş olarak çıktım. Yüzümü bir örümcek ağı gibi kaplamış olan buruşuk ve kırışıklar tamamen yok oldu. Diş etlerim sağlamlaştı ve kuvvetlendi.

Ailem ve arkadaşlarımın beni tanımaları mümkün değildi. Çünkü ben eski ve yaşlı çehremi karanlık odada bırakmıştım. Sanki asıl yaşımdan 30 sene daha genç görünüyordum."

Bu şahıs böyle bir tedaviye, 30 yaşlarında başlanmasını tavsiye ediyor. Eğer biz bu ilacı her 15 senede bir tekrar edersek vücudumuzun canlılığını, derimizin parlaklığını ve gençliğimizi muhafaza edebiliriz.

Hakikatten cildin hususiyetleri hakkında yapılan araştırmalar isbat etmiştir ki: Bal harici olarak cildi örtmek için kullanılırsa onu gerer, buruşuklara manî olur. Cildi harici vasatın zararlı tesirlerine karşı korur. İşte bu yüzden cild için kullanılan güzellik (kozmetik) mamullerinin, terkibinde bal olmayanı pek nadirdir.

İnsanlar için şifa kaynağı olan balın, zikrettiğimiz bütün bu meziyetlerine ilâveten şu hususları da sayabiliriz: Bal ishal tedavisinde kullanılır. Çünkü fazla nemi emme hususiyetine sahiptir. Bununla birlikte mide ve bağırsakları yumuşattığı için kabızlığın tedavisinde de kullanılmaktadır. Cerahatli yaraların iyileşmesinde mühim rol oynar. Bağırsak solucanlarını döker. Çünkü bağırsak solucanlarının hayatta kalmaları ve çoğalmalarını sağlayan nemli vasatı nem emici hususiyeti sebebiyle ortadan kaldırır. Büyükler bize akşam yatarken ve sabah kalktıktan sonra, bir bardak ılık suya, yarım limonla bir kaşık bal karıştırarak içmemizi tavsiye ediyorlar. Eğer bu karışım hoşumuza gitmezse çayla da içebileceğimizi söylüyorlar. İnsan bu meşrubatı içerse neticede şu faydaları elde eder: Gün boyu canlı ve zinde kalır. Terleme gibi bir rahatsızlığı varsa şifa bulur. Soğuk algınlıklarına karşı bağışıklık kazanır. Hiçbir yan tesiri olmadan kalbe tam bir zindelik verir. İnsan vücudundaki zararlı mikropları, yaşamaları için lazım olan nemli vasattan mahrum etmek suretiyle öldürür. Kansızlığı önler. Herhangi bir uzvu yanan bir kimse ilk müdahale olarak yanan yerine bal sıvarsa hiçbir iz ve şişkinlik bırakmadan iyileşir. Çünkü bal acının artmasına ve yaranın büyümesine yol açan mikropların hayatlarını devam ettirmek için ihtiyaçları olan nemi emerek ölmelerine yol açar.

Bu mükemmel nimeti arılar, bütün yaratıkları insana hizmet için seferber eden ve bizi nimetleriyle çepeçevre kuşatan Kudreti Sonsuzun ilhamiyle yapmaktadırlar. "Rabbin bal arısına şöyle vahy etti: "Dağlardan, ağaçlardan kurdukları çardaklardan evler edin! Sonra her çeşit meyvelerden ye de Rabbinin yollarında boyun eğerek yürü. Onun karınlarından renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki onda insanlara şifâ vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir millet için (Allah'ın büyüklüğüne) işaret vardır. (Nahl/68-69)

Dr. Cuma ÖRDÜ

 
Sipariş için tıkalyınız ! Sipariş için tıkalyınız !

Organikyiyecek.net